mustafa aslan'ın yaşamı yapıtları ve yazıları

mustafa aslan'ın istanbul, ilk romanımda leylak'la ilgil

6/11/2009 ·


İSTANBUL, İLK ROMANIMDA LEYLAK

İstanbul, İlk Romanımda Leylak, Selim İleri’nin İstanbul sevgisine ilişkin yazılarını topladığı yapıtının adı. Yapıtta İstanbul’un dünden bugüne kaybettikleri ve bu kente bir şeyler katanları vermiş, yazar.

İstanbul’a can verenler

Selim İleri İstanbul’u dünden bugüne verirken bütünüyle sanat eserlerinden ve yazarlardan/sanatçılardan yola çıkmış. Başta çevre konusunda dikkatimizi çeken Hüseyin Rahmi Gürpınar olmak üzere yapıtta adı geçen sanat insanı ve sanat yapıtının sayısı oldukça kabarık. Kimileyin bir ressam ve resim Malik Aksel ya da Neriman Oyman gibi; kimleyin de, bir şair ve şiirden Yahya Kemal ya da Edip Cansever gibi yola çıkarak okura sunmuş, bu güzel kentin eski yıllarını. Yazar, İstanbul’a zihinsel gücünün sınırlarını çizmeden veren insanlar arasında Zonaro gibi yabancıları da eklemiş.

Yazın/sanat türleri arasında bir sınır çizmeyen yazarın andığı adlar arasında suçu insanlardan çok zamanın unuttuğunu söylediklerimiz de var. Selim İleri bir değerbilirlik yaparak bir kez daha kayda geçirmiş, İstanbul, İlk Romanımda Leylak adlı yapıtında. İstanbul’la ilgili okunması incelenmesi gereken yapıtların bir listesini oluşturabilirsiniz, bunları not ederek okuduğunuz da.

Tiyatroyu, sinemayı ve mimariyi bu işin dışında tutsaydı cılız kalacaktı doğru dürüst beslenemeyen canlılar gibi. Türkan Şoray, Aliye Rona, Ayhan Işık, Gazanfer Özcan, Yıldız Kenter, Turgut Cansever… adları geçmese yapıt bir yerlerinden tamamlanmayı bekleyecekti hep, bence.

Küreselleşme ve edebiyat tarihimiz

Selim İleri, İstanbul, İlk Romanımda Leylak adlı yapıtında güzeller güzeli bir kentin dünü ve bugününü tanıklıklarını da ekleyerek sanat/sanatçı desteğiyle inandırıcı bir biçimde anlattığı yapıtında edebiyatımızın nereden nereye geldiğini de aktarıyor.

İleri açıkça yazmasa da Cahit Uçuk’un okura sunduğu çığlık çok önemlidir: Edebiyatın gündelik yaşamın içinden çıktığı gerçeği. Yapıtı, sanatçıyı daha doğrusu insanı şeyleştirme ereğini taşıyan küreselleşme saldırısının amacı edebiyatı günlük yaşamın içinden çıkarmaktan başka ne olabilir?

Selim İleri, edebiyattan gündelik yaşamı kapı dışarı ettirilmesine İstanbul, İlk Romanımda Leylak’da edebiyatımızın Cumhuriyet’ten bu yana bölümünü eleştirel bir yaklaşımla sunmanın yanında Cahit Uçuk’un attığı çığlığı her sayfada atmaktadır, edebiyatımız için.

Siyasal tarihimiz, batılılaşma

İleri’nin İstanbul sevgisini birçok yapıtında itiraf ettiği gibi bu yapıtında duyuyoruz, tümcelerinden. Ancak, İleri edebiyat ve siyasal tarih bağlantısını hor görenlerden değil. Ayrıca yazdıklarına katılmasak da, en çetrefilli siyasal tarihimizle ilgili konuyu rahat okunur bir şekilde sunuyor. Samim Kocagöz’ün Yılan Hikayesi’nin adını 1950’li yıllardaki siyasal bölünmüşlük günlerini duyumsamamız için salık veriyor, yazar.

İstanbul gibi bir güzeli üzen gözyaşları döktüren yıllar arasında DP hükümetini gösterirken batılılaşma yolunda atılan adımların yere sağlam basıp basmadığını da içtenlikle okurla paylaşıyor.

İleri’nin yapıtı, İstanbul’un ve insanımızın dünden bugüne değiştirdiği “kültür gömleği”nin bir yazılı belgesidir, güzel resimlerle bezenmiş. Unutmadan söylemem gerek, bu yapıt bir geçmişe özlem ya da ağıt kitabı değildir. Bir kentin yanı sıra edebiyatımızın ve ülkemizin geçmişiyle ilgili saptamaların yapıldığı bir incelemenin ürünüdür, İstanbul, İlk Romanımda Leylak.

Selim İleri, İstanbul, İlk Romanımda Leylak, I.Basım:Ekim 2009, Everest Yayınları- İstanbul
http://yazarmustafaaslang.tr.gg/

Yorum (yok) Yorum yaz!

rıfat ılgaz'ın sınıf adlı şiir kitabı 65 yaşında -mustafa as

2/11/2009 ·

                            

 

1940 Kuşağının toplumcu gerçekçi ozan/yazarlarından Rıfat Ilgaz’ın, ilk baskısı 1944’de yapılan “Sınıf “ adlı şiir kitabı 65 yaşında. 
 

Kolay gelmedi bu yaşa  “Sınıf”. Yalnızca zamanın acımasızlığına direnmek yetmiyor, yazınsal olarak güçlü olsa da... Yapıtı, şairiyle birlikte halkımız nice kazalardan, belalardan baskılardan, işkencelerden sonra bugünlere getirdi. Oğlu Aydın Ilgaz  “Sınıf”ın toplatılma nedenini, “Devrim Kitabevi tarafından basılan kitap hakkında, adının Sınıf, kapağının kırmızı olması nedeniyle toplatılma kararı çıkartılmıştı.” diye açıklar. (Aydın Ilgaz, Sınıfın Efsanesi, s. 10)

 

Öğünülecek şiirler 

“Sınıf”ta yer alan şiirler için Pertev Naili Boratav, “Bunlar Türk şiirinin öğüneceği parçalardır” der. Yaşamının değişik dönemlerinde beş buçuk yıl tutuklu kalan, her baskı döneminde ilk gözaltına alınıp sorgulananlardan birisi olan Rıfat Ilgaz’ın “Sınıf” adlı şiir kitabı yayımlandığında toplatılarak şairi hakkında da soruşturma açılır. “Karartma Geceleri”nin kahramanı Mustafa Ural’ın da “Sınıf” adlı şiir kitabı toplatılır.

Dönemin şiirine göre farklılıklar ve yenilikler içeren yapıtın adı o yıllarda hemen dikkatleri üzerine toplar. 

II. Paylaşım Savaşı 

“Sınıf”ta yer alan şiirler bir yanıyla siyasal tarihimizin bir aynası niteliğindedir. Rıfat Ilgaz’ın “Karartma Geceleri” adlı romanıyla ortak izleği taşıyan II. Paylaşım Savaşı yıllarını anlatan şiirlerini görüyoruz. Karaborsa, kıtlık yıllarını en açık biçimde “Remzi” adlı şiirinde gözler önüne seren Rıfat Ilgaz, diğer şiirlerinde de, 1940’lı yıllara ilişkin önemli ayrıntılara vurgu yapıyor. 

“Çocuklarım” ve yapıta adını veren şiirden ayrı düşünemeyeceğimiz” şiirinde Ilgaz öğrencilerinden Remzi’yi anlatmaktadır. 

“…

Bulgarya’dan gelen kömür motorlarının

Yanaştığını Kumkapı’ya.

Etin iki lirayı aştığı  günlerde

Kulağına kar suyu kaçan toriklerin

Karaya vurduğunu. “   (Remzi, s.38 )

Sınıf’ının sesi  

Yaşamı boyunca özgürlük ve aydınlanma mücadelesi veren Rıfat Ilgaz, yüreği işçi sınıfı  için atan önemli şairlerimizden biridir. Bunun en önemli göstergesi de ortaya koyduğu ürünlerdir. “Sınıf” adlı şiir kitabında yer alan ürünlerinin tamamı, emekçi ve yoksullara ilişkindir. Varsılları, karnı tok sırtı pekleri anlattığı şiirleri ise toplumsal uçurumu, sınıfsal çelişkiyi okura daha iyi duyumsatacak şiirlerdir. Ilgaz’ın şiirlerinin her dizesinde sıradan, yoksul, emekçi insanların sesi vardır. 

“-Aç kalmasın da sırtımız

Giyinmek bizim için değil…

Bütün zorumuz boğazdan, hasretiz bol sirkeli salataya

Henüz girmedi mutfağımızdan içeri

Ayşekadın…

Dilimiz bağlı geçiyoruz manavların önünden” 

(Vapur İskelesinde, s.49) 

Çocuklar ve gençler 

Rıfat Ilgaz’ın çocuklar ve gençler için yazdığı şiirlerle de karşılaşıyoruz. “Okutma Üzerine” adlı şiirinde, “SINIF’ın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü./Kim ne derse desin, / Çocuklar için yazdım hep…” diyerek çocuklar için yazdığını söyler.  

Rıfat Ilgaz’ın çocuklar ve gençler için yazdığı şiirler Çınar Yayınları  tarafından “Durmak Yok” adıyla kitaplaştırıldı. Bu seçkide de “Sınıf”da yer alan şiirlerin öne çıktığını görüyoruz. 

“Çocuklarım,” “Remzi,” “Sınıf” ve “Hürsün” şiirlerinde eğitim sistemimize ilişkin eleştiriler de bulunurken çocukların durumlarını da gözler önüne sermektedir. Tatlı bir insan sıcaklığı vardır bu şiirlerde. Bir öğretmenin ağzından yazılanlarda öğrencilerini çocuğu gibi görür. Bu yüzden şiirlerinden birinin adı “Çocuklarım”dır. Bu şiirinde çalışan çocukları 1940’lı yıllarda şiirine taşıyan Rıfat Ilgaz, bir öğretmenin nasıl olması gerektiğinin imlerini vermenin yanında günlük yaşamda işe yaramayacak bilgileri çocuklara yükleyen eğitim sistemini de eleştirmektedir. 

“…

Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta,

çevresini ölçtük dünyanın,

hesapladık yıldızların uzaklığını,

Orta Asya’dan konuştuk laf kıtlığın da. “

(Çocuklarım, s.36) 

Gençlere ilişkin şiirleri de sımsıcak sevgi dolu, acımadan da öte bir durum saptamasıdır ama aydınlık günlerin ışığı gibidir, bu şiirleri. “Şubeye Doğru,” “Sayfiye,” “Altın Bilezik,” “Karadayı’ya Mektup,” “Besleme” …  gençlere ilişkin şiirlerdir.  

Örneğin: “Sayfiye” şiirinde… “Yokuş Yukarı” adlı anı kitabında Niyazi Akıncıoğlu’nun sözünü ettiği bir konudan esinlenerek yazdığını belirttiği “Sayfiye” şiiri Alişim’le izlek açısından bezerlikler gösterir. İş kazası sonucu elini, kolunu, bacağını yitiren çocukların, gençlerin ruhsal durumlarının izlerini de görebileceğimiz bir şiirdir. Bacağını iş kazasında yitirdiğinden geçimini dilencilik yaparak sağlayan birinin duygularını özlemlerini bir söyleşi havasında sunar okura, Ilgaz. 

Rıfat Ilgaz’ın “Sınıf” adlı yapıtı zamana ve her türlü yok etme politikalarına karşı direnip 65 yaşında sapasağlam ayakta duran şiirlerden oluşan bir kitap. 

Kaynakça: 

Rıfat Ilgaz, Sınıf, (Şiir) 7. Basım: Mart 2000, Çınar Yayınları, İstanbul

Rıfat Ilgaz, Yokuş Yukarı, (Anı) 5.Basım:Ekim 2006, Çınar Yayınları, İstanbul

Rıfat Ilgaz, Karatma Geceleri, (Roman) 18.Basım: Ocak 2008, Çınar Yayınları, İstanbul

Rıfat Ilgaz, Durmak Yok, (Gençler ve çocuklar için şiirler) I.Basım:Eylül 2009, Çınar Yayınları, İstanbul

Aydın Ilgaz, Sınıfın Efsanesi, I.Basım:Mayıs 2004-İstanbul

Pertev Naili Boratav, Folklor ve Edebiyat, Adam Yayınları, 1982-İstanbul

 Evrensel Kitap, 31.10.2099

Yorum (yok) Yorum yaz!

mustafa aslan'ın çocuk kitapları - نگا

2/11/2009 ·

نگاهی کلی به کتابهای کودک مصطفی اصلان  

ح. حسین یالواچ  

 

 

  
 

 

 

اگر چه برخی معتقدند که در روند رو به رشد ارزشهای انسانی، اهمیت کتاب باید مجددا تعریف شود، اما من به چنین چیزی اعتقاد ندارم. به ویژه باید کتابهای کودکان با جدیت بیشتری طراحی شود تا آنان بتوانند به سلامت وارد عرصه نوجوانی شوند. همان اندازه که رشد ارزشهای هنری آنها اهمیت دارد باید پیشرفتهایشان نیز متناسب با زمان باشد. برای تحقق این امر باید از سرزمین و تاریخ خود تغذیه شوند و از ارزشهای خود بهره ببرند.

 

    

مصطفی اصلان داستان پرداز کودک و نوجوان بیش از بیست کتاب برای کودکان نوشته است. وی در آثار خود معمولا به سه محور مهم توجه می کند. محور اصلی و در واقع مادر، آموزنده بودن محتوا است. زبان بکار گرفته شده برای بیان یکنواخت نیست، بلکه متشکل از چند عنصر بومی و ملی است که دربردارنده هویتهای جهانی و تحول گراست. این زبان با شرایط و مقتضیات زمان نیر سازگار است. دو محور دیگر در واقع مکمل محور اصلی هستند. محور دوم، ایجاد علاقه به علم در کودکان با استفاده از تکنولوزی پیشرفته است. برای تحقق این امر نیازی به راهکارهای پیچیده نیست، بلکه از طریق رایانه، فضا و اسباب بازیهای معاصر انجام می شود. محور سوم نیز، معرفی هویت خودی شامل  شرایط تربیتی و محیطی و کسانیکه در رشد شخصیت ما تا به امروز نقش داشته اند.

 

   

از سوی دیگر کتابهای مصطفی اصلان را از جهت بیان می توان در ردیف کتابهای قوی قرار داد. این ترتیب بندی بر اساس تکنیک، طبیعت، تاریخ و اسطوره شناسی صورت می گیرد.اما این تفکیک  با خطوط قطعی انجام نمی گیرد. زیرا هر سه محور مورد بحث می تواند در درون یک کار هنری قرار گیرد. این ترتیب بندی را به جهت نکات مهمی که در محتوای کتابها به چشم می خورد، ضروری دانستم. به عنوان مثال می توان کتابهایی مانند «ماویش و ربات شگفت زده»، «آدم فضایی ها دوچرخه قرمز را دزدیدند»، «بیبو یک سگ ربات» را از جمله آثاری دانست که به معرفی علم و تکنولوژی پرداخته اند. کتابهای «گل حنایی» و «گوجه فرنگی پادشاه» ایجاد علاقه به طبیعت در کودکان را باعث می شود. در موضوع تاریخ نیز می توان به کتاب های «یونس امره»، «ماجراهای فضایی ملا نصرالدین»(با استفاده از فناوری)، «به عقیده ی پیر سلطان»، «سوپر ماویش و سفید برفی»(به همراه استفاده از تکنولوژی)، «پینوکیو در استانبول»، «حسن کچل در اینترنت»(توأم با استفاده از فناوری) اشاره کرد.

هویت معملی و پدر بودن نویسنده نیز در توجه به علاقه ها، خواست ها و میل به یادگیری کودکان بسیار مهم است. با استفاده از ارزیابی ها و ملاحظات نویسنده به نظر می رسد که وی سعی دارد موضوعات مشخصی را براساس سن و قدرت فهم کودکان در قالب مفاهیم دینی به آنان ابلاغ کند. این روش به طور طبیعی باعث می شود که کودکان نوشته ها را با علاقه دنبال کنند. استفاده از جملات کوتاه و زبان صریح، به معنای روان بودن و قابل درک بودن کتاب ها است.

مصطفی اصلان، همانگونه که توانسته با استفاده از مشاهدات و تجربیات خود از محیط و جهان زمینه یک درک کلی از زندگی را برای کوکان فراهم سازد، با برداشتن گام های محکم موجب توسعه ی روند انسانیت نیز شده است. کودکان موضوعات مطابق امیال خود را بی درنگ فرا می گیرند. این فراگیری به معنای دریافت پیام و تبدیل آن به ارزش در طول زمان می باشد. با نگاهی به کتابهای اصلان، می توان دریافت که نویسنده آگاهانه در این مسیر گام بر می دارد.

نتیجه اینکه مصطفی اصلان سعی می کند در آثار خود بر محور اصلی آموزنده بودن محتوا، با توجه به امیال و خواسته های کودکان به جای استفاده از روشهای کلاسیک، ارزشهای مدرن را در قالب مفاهیم دینی توسعه و به کودکان ابلاغ نماید. آثار متعدد و موضوعات وسیعی که نویسنده در کتاب های خود به کار برده است، باعث علاقه ی کودکان به مطالعه آثار او شده و دارای تأثیرات ماندگار بر روی آنها شده است. لذا مشاهده می شود که مکنونات قلبی او به طور روز افزون عمق بیشتری پیدا می کند. شاید ویژه بودن هریک از کتاب های او نیز در همین رمز نهفته باشد. ویژه بودن آثارش را می توان از انس گرفتن سریع کودکان با موضوعات مطرح در آنها دریافت.

می توان گفت که مصطفی اصلان به دلیل خلق آثار متمایز در ادبیات کودک و نوجوان کشورمان یکی از بهترین هاست. 

    

Yorum (yok) Yorum yaz!

mustafa aslan'ın pete johnson'la ilgili yazıları

28/10/2009 ·


23/10/2009-Radikal Kitap
Pete Johnson kitapları, çocukların yaşamın ilerleyen yollarında yersiz korkulara karşı hazırlıklı olmalarını sağlayan, anne baba ilişkilerini düzenleyen, arkadaşlık ve dayanışma yollarını açan ama şiddete, çeteleşmeye giden yolu kesen yapıtlardır

<_script /><_script />MUSTAFA ASLAN

 



Pete Johnson, masalların ve sinemanın büyülü anlatımını birleştirdiği dokuz yaş üstü çocukların okuyabileceği yapıtlarıyla ülkemiz okurlarıyla buluştu. Yazarın bu buluşmayı sağlamasında, sinema eleştirmeni olmasının payının büyük olduğu kanısındayım. Bugüne değin Türkçede Kül Adam, Hain, Korkusalanlar, İntikamcı ve Hayalet Hırsız adlı beş yapıtı yayımlandı.
Pete Johnson, Kül Adam’da doğu edebiyatının başyapıtlarından Binbir Gece Masalları’nın vazgeçilmez kahramanlarından cinden söz ederken, “..kasetten çıkan Kül Adam ya da lambadan çıkan cin” der. Çağdaş bir masalcı olan yazarın bilinen kalıpların dışına da çıktığını söylemek pek de abartı sayılmaz. Yapıtlarında, modern yaşamın getirdikleriyle, masal öğelerinin sımsıcak bir sinema dili içinde harmanlandığını görüyoruz.
Johnson’ın dilimize kazandırılan beş yapıtında da öykü içinde öykü vardır. Kül Adam’da külden bir adamla aynı öykü içinde yer almak isteyen bir kahramanla karşı karşıya olduğunuzu anımsatmak isterim. Hayalet Hırsız’da kaybolan montu araştırırken, İntikamcı’da ortaya çıkan yeni bir sorun karşısında kahramanımızın ölen dedesiyle yaşıyormuş gibi yaptığı söyleşiler yeni bir öykü oluşturmakla kalmayıp okuru yeni sorulara hızla yanıt aramaya yönlendiriyor.

Müdahaleciliğe karşı bir yazar
Johnson’un yapıtlarında hep kötülere karşı verilen bir mücadele vardır. Bu uğraş sonucunda elbette kötüler yenilgiye uğratılır. Hain’de bir çetenin alt edilmesi birçok açıdan önemlidir. Hele hele şiddete başvurmadan yapılması bir başka açıdan dikkat çekicidir. Çünkü kötüyü yenmek adına şiddete başvurmak, yasal yollara başvurmak varken, bir başka yanlış olarak gösteriliyor kitaplarında. Çocukların şiddete şiddetle karşılık vermemeleri, yasal yolların seçilmesi, paylaşım ve dayanışmanın yolunu açan ‘birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’ duygusunun verilmesi önemlidir. Pete Johnson’ın yapıtlarında verilen ileti nettir. Bencilliğe kapılar kapatılmıştır. İntikamcı’da fiziksel gücün çok da önemli olmadığı, zihinsel etkinliğine göre kişinin bir yerlere geleceği görüşü baskındır. Dayanışmayı Kül Adam’da, “İki kişi her zaman bir kişiden iyidir” sözü ile öne çıkarır.
Pete Johnson’un yapıtlarında anne baba ve çocuk ilişkisi, daha doğrusu aile, izleklerin önem sırasına göre söylemek gerekirse hiç de gerilerde kalmaz. Anne baba ya da aile büyükleriyle iyi ilişkiler kurması, çocuğa model oluşturmasının yanı sıra, karşılaştığı sorunlar karşısında savrulmasını da önleyebiliyor. Çocuğa karşı müdahaleci bir tutuma karşıdır, yazar. Çocuğa güven duyusunu eksik etmeden, onun yanında olduğunu duyumsatarak davranmak en iyisidir. Çocuğun kişilik gelişiminin önündeki böyle engelleri kaldırmak gerek ama ilgisiz de olunmamalıdır. Onun yolundaki engerekleri yok etmede aile ile iyi ilişkiler önem taşır.
Pete Johnson’ın yapıtlarında eğitimle ilgili görüşleriyle de karşılaşıyoruz. Hayalet Hırsız’ da katı okul kurallarını eleştirir, disiplin odasına hapsedilen kahramanı aracılığıyla. Disiplin odasına öğrencilerin taktığı adıyla alaycı bir dille “tımarhane hücresi “ der. Hayalet Hırsız’ ın başkişisi Alfred; anlayışsız, katı öğretmenlerden birine “Kurabiye Burun” lakabını takmıştır. Yazarın eğitimle ilgili görüşleri sadece okul ve öğretmenlerle sınırlı değildir. Eğitimin toplumun her alanında ailede de sürdüğünü görüyoruz. Ailelere, çocuklarına ilişkin yararlanabilecekleri bilgiler veriyor. Örneğin: Çocuktaki ani davranış değişikliklerinin nedenleri... Çeteye para yetiştirmek için, Hain’de annesinin cüzdanından para çalmaya yönelen çocuğun davranışlarının değişiminin altındaki nedenleri verir.

Doğaüstü ve hayal gücü
Doğaüstü ve hayal gücü kavramlarının birbiriyle ayrılma ve birleşme noktaları olabildiğince ince bir yerdedir. Johnson, yapıtlarında da karşımıza çıkan hayalet gibi doğaüstü varlıkları hayal gücüne dayandırarak açıklar. Hayal gücü ile birleştirilen bir başka nokta ise aşırı istek. Bir kişi bir şeyi çok isterse istediğini görür gibi olabilir ama bu gerçek değildir... İşte Pete Johnson’ın yapıtlarındaki doğaüstü güçlerin açıklanması: Çocuğun boş bir şeyin ardında koşması ya da korkmasının önü açıkça kesilir.
O, çocukların korkutulmasına karşıdır. Büyü, hortlak ve doğaüstü yaratıkları korkutucu olmaktan çıkarmak için düşgücünün aşırı istekle birleşmesi açıklamasını yapmış yapıtlarında. Çocuklar korkmasın, ama dikkatli kullanılan düşgücüne de bir sınır çizilmesin isteğidir, yazarın bu ediminin altında yatan. Düşgücünün bizi ele geçirmesine izin vermeden, her şeyin beyinde bittiğini bilerek hareket etmeliyiz görüşü belirgindir.
Pete Johnson kitapları dokuz yaş üstü çocukların yaşamın ilerleyen yollarında yersiz korkulara karşı hazırlıklı olmalarını sağlayan, anne baba ilişkilerini düzenleyen, arkadaşlık ve dayanışma yollarını açan ama şiddete, çeteleşmeye giden yolu kesen yapıtlardır.

KÜLADAM
HAYALET HIRSIZ
KORKUSALANLAR
HAİN
İNTİKAMCI
Pete Johnson’ın yazdığı Tuba Yılmaz’ın çevirdiği kitaplar Büyülü Fener Yayınları tarafından yayımlanmaktadır.





Mustafa ASLAN Kimdir?



MUSTAFA ASLAN

 MUSTAFA ASLAN 1965’TE KİLİS’İN BALİKLİ KÖYÜ'NDE DOĞDU.GAZİ ORTAOKULU VE GAZİANTEP LİSESİNDE OKUDU.YÜKSEK ÖĞRENİMİNİ CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ-BATI DİLLERİ VE EDEBİYATLARI-FRANSIZ DİLİ VE EDEBİYATI’NDA TAMAMLADI.
HER YIL DEĞİŞİK DİLLERDE YAYIMLANAN "AVRASYA KÜLTÜR - ORTAK KİTAP" IN EDİTÖRÜDÜR.
İLK YAPITI SÖZCÜKLERİN DİLİ TUTULUNCA 1986’DA YAYINLANDI.BUNU ÇOCUKLAR İÇİN YAZDIĞI KİTAPLAR İZLEDİ .

BUNLAR:
-KINA ÇİÇEĞİ
-MAVİŞ VE SANAL BEBEK
-UZAYLILAR KIRMIZI BİSİKLETİ KAÇIRDI.
-NASRETTİN HOCA’NIN UZAY SERÜVENİ
-MAVİLİ KEDİ GAZETECİ
- EVLİYA ÇELEBİ İSTANBUL'DA
-MAVİŞ BİLGİSAYAR KORSANLARINA KARŞI
-İSTANBUL ÇOCUK
-PİR SULTANCA
-ZAMAN HIRSIZI MAVİŞ
-BİLMECE TEKERLEMECE
-MAVİŞİ İLE ŞAŞKIN ROBOT
-YUNUS EMRE
-PİNOKYO İSTANBUL’DA
-SİHİRBAZIN ŞAPKASINDAN ÇIKAN SAYILAR
-OYUNCAKLAR EĞLENİYOR
-OYUNCAKLARIN DÜNYASI
-ROBOT KÖPEK BİBO
AŞK SESİNİ ARIYOR YAZARIN GENÇLER İÇİN YAZDIĞI İLK ROMANIDIR.
1982 SES DERGİSİ,1986 TRT İSTANBUL RADYOSU ÖYKÜ ÖDÜLLERİNİ ALMIŞTIR. 



http://yazarmustafaaslangtr.gg  adresinden alınmıştır..

Yorum (yok) Yorum yaz!

mustafa aslan'ın açık pencere ile ilgili yazıları

25/10/2009 ·


                        AÇIK PENCERE

 

Açık Pencere, Melih Cevdet Anday’ın Everest Yayınlarınca Toplu Yazılar 1 adıyla yayımlanan yapıtın birinci bölümünde edebiyat sanat konularını bir araya getirilen yazılar, ikinci bölümde ise; anı ve konuşmalar yer almaktadır.

 

Açık Pencere’de Anday’ın sanat edebiyat alanında kimileyin belli bir konuda yazdığı, kimi zamanda yazılan bir yazıya verdiği yanıtlardan oluşuyor.

 

Yanıtlar

 

Anday’ın Açık Pencere’de yanıt niteliği taşıyan epeyce yazısı var. Bunların çoğunluğu da dil konusunda. Bu kimileyin bir sözcükle ilgili olurken kimileyin de Türkçeleşme çalışmalarıyla ilgili görüşlerini içermektedir. Bunlar arasında Şevket Rado, Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin ve Cevdet Kudret’e verdiği yanıtlar dikkati çekmektedir.

 

Cevdet Kudret’e yanıt verdiği dil konusundaki yazılarının sayısı kitap için de dikkat çekici sayıdadır. Yanıtladığı Kudret’le Ziya Gökalp arasında benzer ve ayrı yönlerini ortaya koyuyor. Özleştirme karşıtı olduğunu ileri sürüyor, Cevdet Kudret’in.

 

“Cevdet Kudret özleştirmecileri yenmek için iyice düşünmüş, çalışmış gerekli sözcükleri toplamış, hani karşındakini gık dedirtmeyecek bir duruma sokmak için elinden geleni yapmış.” (s.s, 190-191)

 

Kök

 

Türklerin, birincisi İslam’ı kabulünden sonra, ikincisi ise Cumhuriyet’le birlikte iki kez dil devrimi yaptıklarını belirten Anday dil konusundaki tartışmalarda kök üzerinde durmaktadır. Dilimizin doğru bir yola girmesi için sözcüklerin kökleri bilinmelidir. Bu, onun için özleştirme kadar önemlidir. İstediğiniz kadar yabancı sözcüklerin yerine yenilerini koyun sözcüğün kökü bilinmedikten sonra hiçbir yol alınamayacağı inancındadır.

 

Yazarlar geçidi

 

Melih Cevdet Anday’ın Açık Pencere adlı yapıtında yazarlarımı ve yapıtlarına ilişkin özgün görüşler de yer almaktadır. Birinci Yeni’nin üç kişisinden birisi olan Melih Cevdet’in Orhan Veli ve Oktay Rifat’a ilişkin yazılarıyla karşılaşıyoruz, yapıtta. Söz dönüp dolaşıp yeni şiire geliyor. Bu anılarına kadar uzanan bir çizgide okura sunuluyor.

 

Namık Kemal’den Mehmet Akif’e, Abdülhak Hamit’ten Mahmut Makal’a, Nazım Hikmet’ten Cemal Süreya’ya,  Orhan Kemal’den Haldun Taner’e kadar uzanıyor, bu. İkinci bölümde söyleşisini de okuduğumuz Orhan Kemal’de şive taklidi ile ilgili birden fazla yazısı var. Aynı konuya burada da değiniliyor.

 

 Anı ve konuşmalar

 

Açık Pencere’nin ikinci bölümünde Anday’ın anı ve sanatçılarla yaptığı konuşmalar yer almaktadır.

Anılarında döneme ilişkin edebiyat konusundaki gözlemleri ilgiyle okuyoruz.

Konuşma yaptığı kişiler şunlar: Ercüment Behzat, Bekir Sıtkı Kunt, Haldun Taner, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Orhan Kemal.

 

Anday’ın toplu yazılarının birinci kitabı olan Açık Pencere edebiyat dünyamızın dünden bugüne nabzını tutmak isteyenlerin elinden bırakamayacakları yapıtlar arasına eklenecektir, elbette yazarın öteki yapıtlarını bu kapsamın dışın da tutmadan.

 

*Melih Cevdet Anday, Açık Pencere, I.Basım: Kasım 2008,  Everest Yayınları-İstanbul


25.10.2009-istanbul

http://yazarmustafaaslang.tr.gg

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::